Egzoz gazları meme kanserini tetikliyor

Tarih 11th Ekim 2010 Yazar admin YazdI 2 Yorum Kategori: Genel Sağlık, Kanser

egzoz
Solunum sistemi üzerinde olumsuz etkileri daha önce saptanan araçların saldığı egzoz gazlarının, göğüs kanseri riskini artırdığı açıklandı.
Kanada’nın Montreal kentindeki McGill ve Montreal üniversitelerinden bilim adamlarının tamamladıkları araştırma, Environmental Health Perspectives isimli tıp dergisinde yayımlandı.
McGill Üniversitesi Sağlık Araştırmaları Merkezi’nden Dr. Mark Goldberg, Montreal’de had safhada hava kirliliğinin yaşandığı 1986-1996 arası kirlilik verilerini incelediklerini belirterek, “trafiğin ve trafikteki araçların saldığı nitrojen dioksit (NO2) gazının yoğun olduğu bölgelerde, göğüs kanseri vakalarının da yüksek olduğunu saptadık” dedi.
CNN Türk’ün haberine göre, Goldberg, menopoz sonrası dönemdeki ileri derecede göğüs kanseri hastası 383 ve değişik kanser teşhisleri konulmuş 416 kadının verilerinin, kirlilik haritası verileri ile örtüştüğünü kaydetti.
Araştırma ekibinde yer alan Montreal Üniversitesi bilim adamlarından Dr. France Labreche ise, “bu araştırma ile trafikteki araçların neden olduğu kirliliğin göğüs kanserine yol açtığını söylemiyoruz. Ulaştığımız sonuç, bu kirliliğin, göğüs kanseri riskini artırdığıdır” dedi.
Düzenliyen: Pelin

Sivrisinek ısırığı diye umursamadı

Tarih 4th Eylül 2010 Yazar admin YazdI 0 Yorum Kategori: Genel Sağlık, Kanser

Sivrisinek
Kanser olduğu 4 yılda anlaşıldı
Burnundaki kızarıklığı ”sivrisinek ısırığı” diye umursamayan, geçmemesi üzerine de 4 yıl yanlış ve eksik tedaviler uygulanan 79 yaşındaki Selver Çakır, cilt kanserini 8 yılda yendi.
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Çakır, 8 yıl önce burnunda meydana gelen kızarıklığın ve ardından başlayan kaşıntının ”sivrisinek ısırığı” olduğu düşünerek ciddiye almadığını söyledi.
Çakır, 3-4 ay sonra şikayetlerinin geçmemesi üzerine bir devlet hastanesinde dermatoloji uzmanına başvurduğunu anlatarak, verilen kremleri birkaç ay kullandıktan sonra yüzündeki kızarıklığın yaraya dönüşmeye başladığını kaydetti.
Krem tedavisinden hiçbir fayda görmediğini, aksine yaraların giderek büyümeye başladığını ifade eden Çakır, bunun üzerine hasta bölgenin 2 kez dondurularak tedavi edildiğini, bu tedavi sırasında 3 yıl acı çekerek yaşadığını dile getirdi.
Çakır, burnundaki yaraların gözüne doğru yaklaşması üzerine kulak burun boğaz uzmanına göründüğünü belirterek, kendisine cilt kanseri teşhisi konulduğunu ve ameliyat edildiğini anlattı.
-”ÇOK GEÇ ÖĞRENDİM”-
Kanserli bölgenin tamamen temizlenmemesi sebebiyle hastalığın yeniden nüksettiğini bildiren Çakır, cilt kanserinin tedavisini plastik cerrahi bölümünde tedavi edilmesi gerektiğini çok geç öğrendiğini söyledi.
Çakır, ”8 yıl sonra hastalık artık canımı alacakken plastik cerrahına gittim. Doktorlar hastalığın çok ilerlediğini ancak yine de ameliyat yapılabileceğini söyledi” dedi.
Ameliyat olmadan önce burnundan nefes alamadığını ve çok kötü kokular hissettiğini belirten Çakır, ”Yaşlıyım ama torunlarımla oynamak için yaşamak istiyorum. Nefes alamıyordum, yemek yiyemiyordum. Ameliyat sonrası yeniden yaratılmış gibiyim. Şimdi tekrar normale döndüm” diye konuştu.
-”CİLT KANSERİ TEDAVİSİNİ PLASTİK CERRAH YAPAR”-
Opr. Dr. Ümran İleri de Çakır’ın kendilerine geldiğinde hastalığın en ileri safhasında olduğunu belirterek, cilt kanserlerinin tedavisinin dünyanın her yerinde başından sonuna kadar plastik cerrahlar tarafından yapıldığına dikkati çekti.
Hastanın en ileri ve zor durumda bir plastik cerraha başvurduğunu anımsatan İleri, ”Hasta yıllarca rahatsızlığını sona erdirecek doktoru aramış. Yanlış yönlendirmeler sonucunda maalesef hastalık ilerleyince bir plastik cerraha başvurmuş. Burnundaki kızarıklık ilk ortaya çıktığında plastik cerraha başvursaydı, kanseri ilerlemeden tedavi edebilirdik, yüzündeki izler de daha az olurdu” dedi.
İleri, hastanın kanserli dokularını, sağlam dokuyu da içeren bir güvenlik marjıyla geniş bir şekilde çıkardıklarını, oluşan defekti kapatmak, burnunu yeniden estetik ve fonksiyonel açıdan oluşturmak için kulaktan ve diğer vücut kısımlarından aldıkları dokuları kullandıklarını anlattı.
-”CİLT KANSERİ ÖNLENEBİLİR”-
Cilt kanserinin diğer kanserler arasında önlenebilir hastalık grubunda olduğunu bildiren İleri, şunları kaydetti:
”Erken teşhis bu tür hastalıklarda çok önemlidir. İnsanlar, bilgisizlik yüzünden vücutlarında çıkan izleri önemsemeyerek, hastalığın iyileşme ihtimalini düşürüyor. 40’lı yaşlardan sonra vücut izlenmeli. Kişi, yeni beliren ve uzun süren kızarıklık, kaşıntı, iğne batma hissi gibi şikayetler olduğunda mutlaka plastik cerraha başvurmalı. Basit bir operasyonla tedavi edilebilecek olan cilt kanseri ihmal edilmesi halinde ölümle sonuçlanabilir.”
Türkiye’de 50 yaş üstü insanlarda cilt kanserine yakalanma oranının yüzde 60 olduğunu belirten İleri, özellikle güneşten daha fazla etkilenen beyaz tenliler ile hayatının herhangi bir döneminde güneş yanığına maruz kalan insanların cilt kanserine yakalanma ihtimalinin daha yüksek olduğunu anlattı.
İleri, güneş koruyucularının bebeklikten itibaren açıkta kalan vücut bölgelerine, özellikle yüze sürülmesinin cilt kanserine yakalanma ihtimalini azalttığını sözlerine ekledi.
Düzenliyen: Başhakim Haluk Tarhan

Göğüs Kanserine Tedavi Umudu

Bilim dünyasından göğüs kanseri hastalarını sevindirecek yeni bir buluş haberi geldi. Kanadalı bilim adamlarınca geliştirilen yöntemin, göğüs kanseri hastalığını yüzde 80 oranında kesin tedavi ettiği ifade ediliyor…
Dr. Marc Wrana’nın The Journal Nature Biotechnology’nin son sayısında yayımlanan bilimsel makalesine göre, DyNeMo (Dynamıc Network Modularity) adı verilen ve Kanada’nın Toronto Mount Sinai Hastanesi bünyesindeki Samuel Lunenfeld Araştırma Entitüsü bilim adamlarından Dr. Marc Wrana tarafından geliştirilen yöntem, göğüs kanserinde kanserli hücrelerin vücutta dağılacakları bölgelerin önceden belirlenmesine yarıyor.
Yeni teknolojiyle her hastanın kanserli tümörlerinin yapısı ve dağılma yönleri belirlenerek, bu hücrelerin durdurulması sağlanabilecek. Makalesinde, yeni yöntemle bugüne kadar göğüs kanseri 350 kadın hastanın tümör takibinin yapıldığını belirten Dr. Marc Wrana, “Her tümörün ayrı bir protein ağı organizasyonuna sahip olduğunu belirledik. Böylece, tedavinin seyri içinde hangi ağ üzerinde ne tür bir müdahale yapabileceğimize şimdi daha kolay ve çabuk karar verebileceğiz. Bu da, hastalığın yüzde 80 oranında kesin tedavisi anlamına geliyor” diye yazdı.
DyNeMo yönteminin dünyanın değişik yerlerindeki kanser araştırmaları merkezleriyle ortak bir ağ üzerinde kullanılabileceğini belirten Wrana, “böylelikle, daha çok çeşitli vakaya ilişkin deneyimlerini hastalığın ortadan kaldırılması amacıyla kullanabileceklerini” kaydetti.