İlk gece cinsel ilişkinin zorlukları

Tarih 1st Ağustos 2009 Yazar admin YazdI 0 Yorum Kategori: Cinsel Sağlık, Estetik ve Güzellik

Büyükler, ilk gece cinsel ilişki için ‘Aman aceleye getirmeyin!’ diye uyarıda bulunsalar da bu uyarılar muhtemelen kulak ardı edilecektir. Peki, büyük bir hevesle istediğimiz ilk gece heyecanında bizi ne tür zorlukların beklediğini ve bu zorlukları sorunsuzca atlatmak için yapılması gerekenleri biliyor muyuz?
Nice zamandır hayalini kurup dört gözle beklediğiniz bu işi gerçekleştirmek için acele etmenizden doğal bir şey olamaz. Sizi kaygılandıran noktaları bir an önce çözümleyip geride bırakmayı istemek de doğaldır. Kaç zamandır kafanızı kurcalayan “acaba”lara bir an önce çözüm bulmak için sabırsızlanmaktan daha doğal bir şey de olamaz.
Kısacası, ağırdan almak konusundaki tüm uyarı ve kararlara karşın duyduğunuz kaygı, merak ve heyecan büyük bir olasılıkla sizi evliliğin ilk cinsel birleşmesinde aceleci olmaya itecektir. Sonucun nasıl çıkacağı önceden kestirilemez. Belki hiç pürüz çıkmadan doyuma ulaşacaksınız, belki de çeşitli pürüzlerle karşılaşacaksınız.
Kadının ilk cinsel ilişkiye (koitus) karşı duyduğu tipik, yaygın tepki bir düş kırıklığıdır: “Bunca lafını duyduğum şeyin olup olacağı bu muymuş?” Bu kadın ilk cinsel ilişkisinde büyük bir olasılıkla orgazm olmayacaktır.
Erkeğin tipik tepkisi, çok çabuk orgazm olarak erken (zamansız eja-külasyon) boşalmaktır. Gene tipik olarak, hem kadın hem de erkek büyük bir ihtimalle, kendilerinde bir eksiklik olduğuna inanarak suçluluk duygusuna kapılacaklardır ki bu tamamen yersizdir.
Ne var ki burada bir ayrıma parmak basmak gerek: aynı sorunlar evlilik ilerlediği halde düzelmiyor, sürüp gidiyorsa o zaman eşlerin cinsel yaşantısında gerçek bir aksaklık var demektir. Yürümeye yeni başlamış bir çocuğu ele alalım. Adımları sarsaktır, sendeler, düşer, kalkar gene sendeler, üzülür, gene dener. Ve sonunda yürümeyi başarır. Gelgelelim aynı çocuk üç, dört yaşında hâlâ bir yaşındaki gibi “sendeliyorsa”, durum değişir.
Yeni evlenen çiftlerin çoğunluğu birbirlerine alışmamışlardır, alışmaları gerekir. Birbirlerinin neyi sevip sevmediklerini, vücutlarının ritmini öğrenmeleri gerekir. Dans etmeye de benzer iki vücudun birbirine uymayı öğrenmesi, ilk birleşmede eşlerin ikisinin de güvensiz olması doğaldır. Bu güvensizliğin doğal olduğunu bilirseniz gerginliğiniz, korkularınız azalabilir ki bu da çok önemlidir. Çünkü bir kez, “Eyvah, bir bozukluk var,” diye korkuya kapıldınız mı gerçek bozuklukların baş göstereceğinden emin olabilirsiniz.
Kadın bundan önce hiç cinsel ilişkide bulunmamışsa, onun bakireliğinin sona erecek olması nedeniyle hem kendinin hem de eşinin kaygı duymaları ve gerilim içinde olmaları da olağandır. Kadının gerginliği çoğunlukla vajina girişindeki kasları büsbütün sıkıp büzer.
Sinirlerimiz gerilince boyun, boğaz, omuz kaslarımız sıkışmaz mı? Bu da böyle bir sıkışmadır işte. Kimi zaman gerginliğimizi fark edebilirsek kaslarımızı kendi kendimize, bilinçli olarak gevşetebiliriz. Kimi zaman da kaslarımıza söz geçiremeyiz.
“İlk gece”de cinsel ilişki sırasında gelinin geleneksel olarak çektiği can acısının başlıca nedeni vajina girişindeki kasların aşırı sıkışıp gerilmesidir. Vajinaya giriş (penetrasyon) yapmaya çalışan erkek cinsel organı penis bu işi gerçekleştirebilmek için vajina girişini zorladıkça kadın can acısı duyacaktır, işte bu kasları kadın bilinçli olarak, bir dereceye kadar gevşetip gevşek tutabilir.
Başarılı bir ilk gece yaşamak isteyen kadınlar, evlenmeden önce bu kasları büzüp gevşeterek alıştırma yapmalıdırlar, ilk cinsel ilişkinin heyecanı sırasında bu alıştırmaları hatırlayıp uygulayabilirlerse ilk penetrasyon sırasında daha az can acısı duyacaklardır.
Kadının aşırı gerginliğini önlemek için yapılabilecek olan başka bir şey de kızlık zarı (himen) konusundaki masalları açıklığa kavuşturmaktır.
Gerçekte kızlık zarı vajina girişini ancak kısmen kapayan, oldukça ince bir zardır. Tümden kapalı olması imkânsızdır, hiç değilse âdet kanı oradan akacaktır. Kızlık zarı aralığı kiminde çok küçük, kiminde nispeten geniş olur.
Kimi kızlık zarı oldukça kalın, kimisi ipinceciktir. Ne var ki kızlık zarı elastik bir dokuda olduğu için zardaki aralık, kas gevşetmesi ile ya da penisin zorlamasıyla genişleyebilir. Aralık, penisin zorlamasıyla genişlerse, bu durum biraz kanamaya ve geçici bir ağrıya neden olur, ama vajinanın kendisi herhangi bir zarar görmez.
Âdet sırasında tampon kullanan genç kızlarda zar gevşemeye alışmıştır. Buna rağmen genç kız, ilk cinsel ilişki çocukluktan kalan “iyi bir kız” olma isteği nedeniyle kendini bilinçsiz olarak gerebilir.
Biz dönelim ilk geceye. Kaslarını kendi kontrol etmeyen kadının ilk cinsel ilişki sırasındaki heyecan arasında iyice gerginleşmesi doğaldır. Üstelik normal olarak cinsel heyecanlanma sırasında vajinanın iç duvarlarının sızdırdığı kayganlaştırıcı, nemlendirici salgılar da bu gerginlik yüzünden iyice kıtlaşacaktır. Bu yüzden kızlık zarı, normalde olduğundan çok daha kalın ve gergin duracaktır.
Bu da erkeğin penetrasyonu gerçekleştirebilmek için aşırı güç ve baskı kullanmasını gerektirecektir. Böyle bir durum eşlerin ikisi için de ürkütücü bir durumdur! Kadın saldırıya uğramış gibi olurken erkek üstüne düşeni başarabilmek uğruna sevdiği kadına ıstırap vermek zorunda kalarak dehşete kapılabilir.
Birleşmeye biraz ara vermek, konuşmak, dinlenmek, birbirinizi yüreklendirmek kimi durumlarda başarıyı kolaylaştırabilir. Biraz krem kullanmak da yarar sağlayabilir. Bu arada erkeğin kaygı ve sinir gerginliği yüzünden tam ereksiyon (penisin dikleşip sertleşmesi) olmaması ilk gecelerde sık sık rastlanan bir durumdur. Bu erkeği müthiş sıkar ve üzer, çünkü bu konu güven ve gururunun kökeni olan erkekliğiyle ilgilidir. Erkekliğinin sıfıra indiğini hisseder. Ama paniğe ve iktidarsızlık duygusuna kapılmamak için bilinçli çaba harcaması şarttır. Yoksa duygusal ve cinsel yönden soğuklaşıp uzaklaşabilir.
Eşlerin ilk birleşmeler sırasında düşebilecekleri en ciddi yanılgı herhangi bir nedenle soğukluğa kapılıp duygusal yönden birbirlerinden uzaklaşmaktır. Böyle bir tutum, kişinin kendi kendini ve karşısındakini suçlamasına yol açar. Gerginliği artırır ve yeni başarısızlıklara yol hazırlar. Böyle bir durumda kişinin kendi kabuğuna çekilmesi de yanlıştır. Sevgi, anlayış ve hoşgörüye her zamandan çok ihtiyaç vardır.
Sımsıkı sarılmak, öpüşmek, okşamak, sevmek, tatlı ve yüreklendirici sözler fısıldamak yapılması gerekenlerin başında gelir.
Sizin kişisel olarak yapmanız gereken ilk ve başlıca şey de şunu hatırlamaktır; bu ilk sevişme yalnızca bir başlangıçtır ve önsözdür, asıl öykü daha sonra gelecektir.

Çil ve güneş lekelerinin tedavi yöntemleri

Çil ve güneş ışınlarıyla ortaya çıkan güneş lekeleri hastalık değildir ama ciddi kozmetik kusur olarak algılanabilmektedir. Normalde cilde rengini veren melanin denilen maddenin dengesiz bir şekilde çoğalması sonucu oluşur.

Melanin melanosit adlı hücrelerden salgılanan cildi güneş ışınlarından koruyan kahverengi bir pigmenttir. Güneş ışığına karşı verilen kişisel cevap farklılığı çil ve güneş lekesi olarak karşımıza çıkar.

Çil ve güneş ışınlarıyla ortaya çıkan güneş lekelerinin tedavi yöntemleri şu şekilde sıralanabilir. . .

Lazer tedavisi

Lazer tedavisinde lekeli bölgeye 0. 3 saniye süresince ışık uygulanır. Uygulanan bu ışık ciltten daha koyu olan bölge tarafından fazla tutulduğu için cilt zarar görmezken lekeler ısınır. Isınan lekeler ince tabaka şeklinde dökülür. Lazer yüzeysel lekeleri yok ettiği gibi lekeyi yapan derin plandaki melanositleride etkileyerek lekenin asıl sebebini yok eder. Bu sayede kökten çözüm sağlanarak lekeler kalıcı olarak yok edilir.

Lazer uygulaması esnasında yüzdeki lekelerle birlikte yaşlılık ifadesi veren kılcal damarlarda yok olmaktadır ve aynı alandaki ince kırışıklıklarda gerilemektedir.

Kimyasal peeling tedavisi

Doğumsal lekeler, güneş lekesi ve çil gibi ciltten daha koyu renkli oluşumlar kimyasal peeling ile ciltten ince bir tabaka kaldırılarak tedavi edilmektedir. Bu yöntemde etkinlik yetersiz kalabilmekte tamamen düzelme elde edilememektedir. Çil ve lekede ciddi ölçüde sağlanan gerileme tatmin edici sonuç verir güneş koruyucularla güneşin etkisinin azaltılması tekrar oluşumunu geciktirir. Dik güneşe maruz kalındığında tekrar oluşabilir.

Peelingle tedavinin sonunda lekeler azaldığı gibi tazelenen ciltte daha kırışıksız, genç ve parlak bir görünüm elde edilir.

Çil ve lekenin kişisel yatkınlık olduğu için tekrarından korunmak amacıyla özellikle yaz aylarında güneş koruyucu kremler kullanmak gerekir.

Gebeliğe bağlı olarak oluşan lekelerin oluşum tarzı çok farklı olduğu için gerek kimyasal peeling gerekse laser yeterince etkili olamamakta ve % 60-70 oranında tekrarlamaktadır. Gebelik lekesinde her iki tedavi yöntemini de uygulanmamaktadır.

Hamileler diş beyazlatmamalı

Bleeching olarak da adlandırılan diş beyazlatma işlemi yapısal olarak renk bozukluğuna veya koyu bir renk tonuna sahip dişlerin rengini açarak daha beyaz görünmelerini sağlama işlemidir.

Bembeyaz dişlere sahip olmayı isteyenlerin tercihi olan bleeching işlemine karar vermeden önce, dişlerin yüzeylerinin temiz ve lekesiz olmasına dikkat edilir.

Dişin renginin içten geldiği kesinlik kazandığı zaman, diş beyazlatma işlemine karar verilebilir.

Eğer karşılıklı konuşulup uygulamaya karar verilmişse, kişiden ölçü alınır ve hazırlanan modeller üzerine ilaç taşıyıcı şineler (kılıflar) hazırlanır.

Bu kılıflar içine ilaç konularak gece uyurken takmak üzere dişlerin üzerine geçirilir, 5 gece boyunca kullanılır.

Bu işlem hamilelerde uygulanmamalıdır.